YAZILARIMIZ

SNOB* ETKİSİ

         Sanırım 2002 yazıydı. Ünlü spor markası yeni bir tenis ayakkabısı çıkarıyordu. Ama daha şimdiden arkadaşlarımın bir çoğunun ayağında arzı endam eylemişti bile. Bu hava yastıklı (bana göre körüklü)  modele bayılmıştım. O markayı bizim şehirde satan iki mağazaya da baktım. Yoktu. Sipariş listelerine eklemelerini istedim. Yetmedi,Ankara’daki tenis mağazası olan arkadaşımı aradım.

-‘Bir-kaç çift geldi hemen satıldı,beklersen yine gelir.  Ama istersen Ankara’ya yolun düştüğünde  o markanın mağazasına gider, alırız merak etme sen’ dedi.

         Kafaya koymuşuz ya,yolumuzu bir şekilde Ankara’ya düşürüyoruz. Arkadaşım önde ben arkada o markanın mağazasına giriyoruz. Arkadaşımı tanıdıklarından özel olarak ilgileniyorlar . Ama aradığım adiprene modeli tükenmiş. Bir yığın spor ayakkabı gösteriyorlar,bir yığın dil döküyorlar nafile. Teşekkür ediyorum arkadaşıma ve mağaza yetkilisine. Otobüs saatim yaklaşıyor,metroyla Kızılay durağına geliyorum. Çıkış  merdivenlerden yukarı doğru çıkıyorum. O an bir mucize oluyor . Bir türlü bulamadığım spor ayakkabıyı karşımdaki mağazanın vitrinde görüyorum. Bir çırpıda mağazaya giriyorum. Satış elemanı başka müşteriyle ilgileniyor.

-‘Vitrindeki spor ayakkabıya bakmıştım’diyorum.

-‘Spor ayakkabılarımız üst katta siz çıkın ben de hemen geliyorum.’ diyor.Işık hızıyla üst kata çıkıyorum. Aradığım ayakkabı kutuların en üstünde. Elime alıyorum, adiprene modelinin aynısı ama o ünlü marka değil. Satış elemanı üst kata gelmeden hemen mağazayı terk edeyim diyorum. Maalesef yakalanıyorum.

-Ayakkabıyı denediniz mi?

-(Ne bahane bulacağımı düşünüyorum) Arkadaşımınki  farklıydı,onunkinden almayı planlıyordum.diye geveliyorum.

– Evet bu yerli malı. Sizin baktığınızın üçte biri fiyatında. Tek farkı marka olmaması diyor…

 (Daha da devam ediyor) Koşar adımlarla merdivenleri iniyorum, mağazayı terk ediyorum. Nasıl da kızarıyorum anlatamam. Hayatımda hiç bu kadar utandığımı hatırlamıyorum.

……

         Yan odadan kulağıma sesler geliyor.Eşim, internetten oğluma spor ayakkabı beğendirmeye çalışıyor.

-Bak tam istediğin gibi bu model,renk seçenekleri de var. Üstelik ekonomik de…

Eşim seçenek sundukça karşılığında bir yığın bahane duyuyorum. Sonrasında

-‘Bu babanın uzmanlık alanına giriyor,istersen onun da fikrini alalım.’diyor. Artık -istemesek te -tartışmaya müdahil oluyoruz.

– ‘Oğlum bu senin yaptığın spora uygun, ergonomik v.s  v.s’ diyoruz. Nafile.

Sonra sanki Ankara’daki satış elemanının sözleri çınlıyor kulaklarımda:

’biliyorum bu o marka değil’.

Sağlıklı ve sorunsuz günler dileğiyle.

*Ekşi sözlük

Snob etkisi –züppe etkisi– orta gelir sınıfına ait bireylerin, kendi sosyal statülerini beğenmeyip farklı yönelimlere girmesidir kısaca. Yani sosyete gözükme çabası. Marjinalleşme başlangıcı.
Birey diyelim ki memur. Yani beyaz yakalı ve orta gelir düzeyinde. Sosyal statüsündeki herkesin 
Lc  waikiki ‘den giyindiğini gören birey artık o markayı, kendi sosyal sınıfındaki herkes tercih ediyor diye tercih etmeyip alım gücüyle rasyonel olmayan bir davranışa girerek mavi ‘den alışveriş yapıyor. Böylece kendi statüsünden farklı olarak davranıyor. Bu da firmaların fiyat politikalarını bireylerin davranış etkileriyle güncelleyip prestij fiyatlandırmasına yönelmesine sebep oluyor. O yüzden hem iktisat hem de psikoloji temelli etkidir.